Anasayfa › Site İçi SEO
Site İçi Seo
Site içi SEO, bir sayfaya ölçü, malzeme ve kullanım yeri gibi somut bilgileri yazmak, kategori ile ürün sayfasının işini ayırmak ve cevabı tabloyla, listeyle vermek demektir.
Site İçi SEO Bir Sayfaya Ölçü, Malzeme ve Kullanım Yeri Gibi Somut Bilgileri Neden Yazdırır?
Kütahya merkezde bir çini atölyesinin sipariş defterinde her satır aynı bilgilerle dolar: parçanın ölçüsü, hamuru, deseni, nereye konacağı, nasıl teslim edileceği. Usta bunları öğrenmeden işe başlamaz. Aynı atölyenin sitesinde ürün sayfası yalnızca bir fotoğraf ve bir addan ibaretse, defterdeki bilgi müşteriye ulaşmıyor demektir. Site içi SEO, bir sayfada yazanı ve yazının dizilişini ele alan çalışmadır; ilk işi defterdeki satırları sayfaya taşımaktır.
Nedeni arayanın kelimelerinde saklıdır. Duvarına asacağı tabağı arayan kişi çapını ve arkasında askı yeri olup olmadığını sorar; sofrada kullanacak olan bulaşık makinesine girip girmediğini, banyosunu yeniletecek olan karonun ıslak zemine uygun olup olmadığını yazar. “Kaliteli” kelimesi bu aramaların hiçbirinde geçmez. Sayfada da bu bilgiler yoksa arama motoru sayfanızı böyle bir aramanın karşılığı olarak göremez.
Bir ürün sayfasına yazdırdığımız bilgiler dört başlıkta toplanır. Ölçü: çap, en, boy, kalınlık, gerekiyorsa ağırlık. Malzeme: neyden yapıldığı, yüzeyinin parlak mı mat mı olduğu, elde mi kalıpta mı biçimlendirildiği. Kullanım yeri: duvar mı, zemin mi, sofra mı, dış mekân mı? Teslim: hazır mı, siparişle mi yapılıyor, nasıl paketleniyor, hangi yolla gönderiliyor? Bunların hiçbiri övgü değildir; hepsi bilgidir.
Hizmet satan işletmede defterin satırları değişir, mantık aynı kalır. Tavşanlı’da iş makinesi kiralayan biri için sayfanın söylemesi gerekenler şunlardır: hangi ilçelere gidildiği, hangi saatlerde çalışıldığı, operatörün dâhil olup olmadığı, en kısa kiralama süresi. Simav’daki bir termal pansiyonda ise oda tipi, havuz saatleri ve kahvaltının dâhil olup olmadığı yazılır. “Yılların tecrübesi” sözü bunların hiçbirinin yerini tutmaz.
Bu bilgileri uydurmayız; sizden alırız. Çoğu zaman elinizde hazırdır: sipariş defterinde, basılı katalogda, müşteriye yazdığınız mesajlarda, kolinin üstündeki etikette, bayiye gönderdiğiniz listenin kenar notlarında. Biz sorarız, siz anlatırsınız; yazıya biz dökeriz. Bilgiler her ürün sayfasında aynı sırayla dizilir; bir sayfadan ötekine geçen ziyaretçi ölçüyü ya da teslim koşulunu nerede bulacağını ilk bakışta bilir.
Somut bilgi ürünün kime uymadığını da söyler. Dış mekâna dayanmadığı açıkça yazılan bir karoyu bahçe duvarı için kimse sipariş etmez; iade ve tartışma azalır. Site içi SEO için hazırladığımız ilk belge, sayfa sayfa eksik satırların, yani sizin bildiğiniz ama sayfanın söylemediği bilgilerin listesidir. Listeyi birlikte doldururuz; yazılan her satır, sayfanın karşılık verebileceği yeni bir aramadır.
Kategori Sayfası ile Tek Ürün Sayfası Arasındaki İş Bölümü Nasıl Kurulur?
Bir seramik bayisinin sergi salonu bölümlere ayrılır: banyo, mutfak, dış cephe. Müşteri önce kendi işine uyan bölüme yürür, orada seçenekleri karşılaştırır, sonra tek bir karonun önünde durup ayrıntısını sorar. Sitede bölümün karşılığı kategori sayfasıdır; benzer ürünleri bir arada gösterir. Karonun karşılığı tek ürün sayfasıdır. İki sayfa ayrı sorulara cevap verir ve birbirinin işini üstlenmemelidir.
Kategori sayfası geniş aramanın karşılığıdır: “porselen yemek takımı”, “banyo karosu”, “çini tabak” yazan kişi henüz tek bir ürüne karar vermemiştir, seçeneklere bakmak ister. İyi bir kategori sayfası seçmeye yardım eder: ürünleri kişi sayısına, yüzeye ya da kullanım yerine göre ayırır, her bölümün kime uyduğunu bir iki cümleyle söyler. Her ürünün altında adı, ölçüsü ve onu ötekilerden ayıran tek özelliği yazar.
Tek ürün sayfası ise dar aramanın karşılığıdır. Ürünün adını, kodunu ya da “on iki kişilik, yaldızlı, yuvarlak” gibi ayrıntılı bir tarifini yazan kişi seçimini neredeyse yapmıştır; son bir kez emin olmak ister. Bu sayfa ölçüyü, malzemeyi, kullanım yerini, teslim biçimini ve birkaç açıdan çekilmiş fotoğrafı eksiksiz verir. Kategoriye dönüş yolu sayfanın başında açıkça durur; beğenmeyen, benzerlerine tek dokunuşla bakabilsin.
İş bölümü bozulduğunda iki sayfa aynı kelimeler için yarışır. Bozulmanın tanıdık biçimi şudur: kategori sayfasının başlığı da, içindeki her ürünün başlığı da aynı genel kelimeyle başlar ve hepsi birbirine benzer. Arama motoru geniş aramada bir gün kategoriyi, başka bir gün içindeki rastgele bir ürünü öne çıkarabilir. Seçenek görmek isteyen ziyaretçi tek bir ürünün sayfasına düşer ve geri döner.
Kuralı sayfa başlıklarında kurarız. Kategori sayfası genel adı taşır: “Çini Tabaklar”. Ürün sayfası kendini ayıran bilgiyle başlar: desenin adı, çapı, kullanım yeri. Kategori her ürüne, her ürün de kendi kategorisine bağlantı verir; böylece hangisinin çatı, hangisinin ayrıntı olduğu sitenin kendi içinde bellidir. İçinde iki üç ürün bulunan cılız kategoriler ise komşu bir kategoriyle birleştirilir.
Aynı düzen hizmet veren işletmede de geçerlidir: “Hizmetlerimiz” sayfası kategoridir, tek tek hizmet sayfaları üründür. Site içi SEO işine bu yüzden bir çizimle başlarız: hangi sayfa hangisinin altında duruyor, hangi arama kime ait? Çizimde iki sayfa aynı aramanın karşısına yazılıyorsa birinin başlığı ve girişi değişir. Sayfa silmek çoğu zaman gerekmez; görevleri ayırmak yeter.
Tablo, Liste ve Kısa Paragraf Bir Cevabın Arama Sonucunda Öne Çıkmasına Nasıl Yardım Eder?
Bazı aramalarda sonuç sayfasının en üstünde bir kutu görürsünüz: sorunun cevabı iki üç cümle, kısa bir liste ya da küçük bir tablo hâlinde oracıkta yazar, altında alındığı sitenin adı durur. Öne çıkan cevap denen bu parçayı arama motoru kendisi yazmaz; bir sayfanın içinden olduğu gibi alır. Seçtiği sayfaların ortak yanı, cevabı alınmaya hazır biçimde sunmalarıdır.
İlk biçim kısa paragraftır. Sayfada soru bir ara başlık olarak yazılır: “Çini tabak bulaşık makinesinde yıkanır mı?” Hemen altına, başka hiçbir cümleye yaslanmadan anlaşılan iki cümlelik cevap gelir. Ayrıntı, istisna ve öğüt sonraki paragraflara bırakılır. Cevap “bu konuya geçmeden önce” diye başlayan uzun bir girişin sonuna saklanmışsa onu ne okur bulur ne arama motoru.
İkinci biçim tablodur. Ölçüler, modeller arasındaki farklar, hangi ürünün hangi yüzeye uyduğu gibi yan yana konması gereken bilgiler tabloda rahat okunur. Önemli olan tablonun gerçek tablo olmasıdır: satırları ve sütunları sayfanın kodunda tanımlanmış, başlık satırı belli. Katalogdan kesilip resim olarak yapıştırılmış bir ölçü tablosu bu işi görmez; içindeki rakamlar yazı değil, görüntüdür ve telefonda okunmayacak kadar küçülür.
Üçüncü biçim numaralı listedir ve sırası önemli işler içindir: bir karonun döşenmeden önce nasıl hazırlanacağı, siparişin hangi adımlardan geçtiği, kaplıcaya gelen misafirin girişte sırasıyla ne yapacağı. Her adım tek bir iş söyler ve kısa bir emirle biter: ölçün, işaretleyin, yerleştirin. Sırası önemli olmayan şeyler için, örneğin bir takımın içinden çıkan parçalar için, numarasız liste yeter.
Burada açık konuşmak gerekir: hangi parçanın o kutuya gireceğini biz belirleyemeyiz, başka kimse de belirleyemez. Arama motoru kutuyu her aramada göstermez, gösterdiğinde de kaynağını değiştirebilir. Ayrıca cevabı sonuç sayfasında okuyan kişi sitenize hiç girmeyebilir. Yine de adınız cevabın altında görünür. Daha önemlisi, bu biçimde yazılmış bir sayfa kutuya girmese bile onu açan ziyaretçi tarafından daha çabuk okunur.
Sayfalarınızı site içi SEO gözüyle yeniden okurken şunu sorarız: hangi paragraf aslında bir tablodur, hangi cümle dizisi bir listedir, hangi sorunun cevabı üç paragraf geride kalmıştır? Biçim değişir, bilgi aynı kalır. Tabloların telefonda yana kaydırılarak okunabildiğinden, listelerin kodda da liste olarak işaretlendiğinden emin oluruz. Her şeyi tabloya dökmek de hatadır; anlatılması gereken şey anlatı olarak kalır.
Bir Sayfanın Son Güncellendiği Tarih Okura ve Arama Motoruna Ne Anlatır?
Bir kaplıcanın sitesinde havuz saatlerini okuyan misafir, yola çıkmadan önce tek bir şeyi merak eder: bu bilgi bu kışa mı ait, üç yıl öncesine mi? Sayfanın başında ya da sonunda “Son güncelleme” diye başlayan bir satır varsa cevabını almıştır. Yoksa ya telefon açıp sorar ya da başka bir siteye geçer. Tarih, bilginin tazeliğine atılmış bir imzadır.
Arama motoru da tarihle ilgilenir. Sayfada görünen tarihi ve sayfanın kodunda belirtilen yayın ve değişiklik günlerini okur; uygun gördüğü sonuçlarda başlığın yanında bir tarih gösterebilir. Hangi tarihi göstereceğine kendisi karar verir. İki sonuçtan birinin yanında geçen yılı, ötekinde bu ayı gören kişinin saat, sezon ya da koşul gibi çabuk eskiyen konularda yenisine yönelmesi şaşırtıcı olmaz.
Bu yüzden bazı siteler içeriğe dokunmadan yalnızca tarihi yeniler. Bunu yapmayız, size de önermeyiz. Bugünün tarihini taşıyan sayfada geçen sezonun saatlerini bulan okur aldatıldığını düşünür. Arama motorları da sayfanın önceki hâlini bildikleri için içerik değişmeden yenilenen tarihe itibar etmeyebilir. Kural yalındır: tarih, sayfada gerçekten bir bilgi değiştiğinde ya da bilginin hâlâ doğru olduğu yeniden doğrulandığında değişir.
Her sayfanın tarihe ihtiyacı yoktur. Bir atölyenin kuruluş öyküsü ya da bir çini deseninin anlamı yıllarca aynı kalır. Tarih isteyen sayfalar, içinde değişen bir şey bulunanlardır: çalışma saatleri, sezon açılış ve kapanışı, teslim süreleri, sipariş koşulları, mevzuata bağlı açıklamalar. Bu sayfaların her birine bir gözden geçirme günü ve o gün sayfaya bakacak bir kişi yazılır.
Sıklığı sayfanın konusu belirler. Termal otelin sezon ve havuz sayfasına her mevsim başında, bayram çalışma saatlerine bayramdan önce, ürün ölçülerine katalog her yenilendiğinde bakılır. Yılda bir kez elden geçmesi yeten sayfalar da vardır. Bakıldığında hiçbir şey değişmemişse sayfaya o gün gözden geçirildiğini ve bilgilerin geçerli olduğunu yazmak dürüst bir yoldur; okurun görmek istediği de budur.
Site içi SEO tarafında tarih isteyen sayfaların listesini ve her birinin gözden geçirme takvimini çıkarırız; günü gelince size sorar, değişeni işler, tarihi ondan sonra yenileriz. Bugün sitenizde hangi sayfaların eskidiğini görmek isterseniz site adresinizi bize yazın. Ücretsiz karneyi hazırlar, üzerinde tarihi geçmiş saat, sezon ya da kampanya bilgisi taşıyan sayfaları da ayrı bir satırda gösteririz.
Ürünlerimin ölçüsü siparişe göre değişiyor, sayfaya sabit bir ölçü yazamam; ne yazmalıyım?
Yapabildiğiniz aralığı ve sınırları yazarsınız: en küçük ve en büyük ölçü, ölçünün hangi adımlarla değiştiği, özel ölçünün teslimi nasıl etkilediği. “İstenen ölçüde yapılır” demek müşteriye bir sınır göstermez; aralığı gören müşteri ise kendi ölçüsünün karşılanıp karşılanmayacağını size sormadan anlar.
Aynı ürünü iki kategoriye birden koyabilir miyim?
Koyabilirsiniz; bir fincan takımı hem “Kahve Fincanları” hem “Hediyelik” bölümünde görünebilir. Dikkat edilecek şey, ürünün sitede yalnızca bir sayfayla ve bir adresle yer almasıdır. İki bölüm de aynı sayfaya götürür. Ürün her bölüm için ayrı adresle çoğaltılırsa aynı yazının kopyaları ortaya çıkar; bundan kaçınırız.
Sayfalarıma tablo eklersem telefonda bozuk görünmez mi?
Doğru kurulmuş bir tablo bozulmaz. Dar ekranda tablo kendi içinde yana kaydırılır ya da her satır alt alta dizilen küçük bir karta dönüşür; hangisinin seçileceği sütun sayısına bağlıdır. Bozuk görünen tablolar çoğunlukla resim olarak eklenmiş ya da genişliği sabitlenmiş olanlardır. Yayına almadan önce kendi telefonunuzda birlikte deneriz.
Sayfamda hiçbir şey değişmedi; tarihi eski görünmesin diye yenilesem olmaz mı?
Yalnızca tarihi değiştirmek doğru olmaz. Bilgilerin hâlâ geçerli olduğunu gerçekten gözden geçirdiyseniz bunu sayfaya açıkça yazabilirsiniz: hangi gün bakıldığını ve bir değişiklik olmadığını. Tarihin arkasında bir emek yoksa bunu önce sayfayı okuyan kişi anlar; içi boş bir yenileme, fark edildiğinde güveni sarsar.