Anasayfa › Teknik SEO
Teknik Seo
Teknik SEO, sitenizin karnesindeki ilk bölümdür: bağlantının güvenli kurulmasına, katalog dosyalarının sayfaya dönüşmesine ve alan adı ile sertifika sürelerinin izlenmesine bakar.
Teknik SEO Bir Sitenin Karnesinde Hangi Derslere Not Verir?
Karne günü çocuğunun karnesini eline alan veli, ortalamaya şöyle bir bakar, sonra gözünü en düşük notun durduğu derse diker; yaz boyunca çalışılacak olan odur. Bir siteye de böyle bakılabilir. Teknik SEO adını verdiğimiz çalışma, sitenin ziyaretçiye görünmeyen işleyişiyle ilgilenir; bu işleyişi derslere ayırıp her birine not vermek, onarıma nereden başlanacağını kendiliğinden gösterir.
İlk ders telefonda açılıştır: sayfa bekletmeden geliyor mu, satırlar ekrana sığıyor mu, menü tek elle açılıp kapanıyor mu? İkinci ders güvenli bağlantıdır: adres çubuğunda kilit duruyor mu, yoksa tarayıcı, yani siteleri açtığınız program, ziyaretçiyi uyarıyor mu? Bu iki dersin notunu verirken sitenizi müşterinizin cebindeki sıradan bir telefonla açarız; ofisteki hızlı internet insanı yanıltır.
Üçüncü ders bulunabilirliktir ve en az bilinen odur. Arama motoru sayfaları, bir sayfadan ötekine geçiren bağlantıları izleyerek dolaşan bir yazılımla bulur; bulduğu sayfayı okur ve sonuçlarda gösterebileceği sayfaların listesine ekler. Bir sayfaya sitenin hiçbir yerinden bağlantı çıkmıyorsa ya da sayfa yanlışlıkla “bu sayfayı gösterme” diyen bir satır taşıyorsa, ne kadar özenle yazılmış olursa olsun aramalarda görünmez.
Dördüncü ders adreslerdir: her sayfa tek bir adresten mi açılıyor, kaldırılan sayfaların adresi boşa mı çıkıyor, yoksa yenisine yönlendirilmiş mi? Yönlendirme dediğimiz şey, eski adrese dokunan kişinin sessizce yeni sayfaya aktarılmasıdır. Beşinci ders sayımdır. Kaç ziyaretçi geldiğini, kaçının sizi aradığını kaydeden araçlar yanlış kurulmuşsa, öteki dört derste yapılan düzeltmenin karşılık verip vermediğini kimse söyleyemez.
Beş not yan yana konduğunda içlerinden biri en altta kalır. Onarıma o dersten başlarız; çünkü derslerin notu birbirini taşımaz. Çok hızlı açılan ama arama motorunun bulamadığı bir sayfa hızından yararlanamaz. Aramalarda kolayca bulunan ama tarayıcının “Güvenli değil” diye işaretlediği sayfada ziyaretçi adını ve telefonunu yazmaktan çekinir. Zincir en zayıf halkasından kopar; iyi notlar o halkayı kurtarmaz.
Kütahya işletmeleri için ücretsiz hazırladığımız site karnesinin teknik bölümü bu beş dersin notunu gerekçesiyle birlikte verir; sayfalarınız, harita kaydınız ve hakkınızda yazılanlar öteki bölümlerdir. Not verebilmek için yönetim şifrenize ihtiyacımız olmaz; herkesin görebildiği sayfalara dışarıdan bakarız. Çalışma başlarsa teknik SEO işleri karnedeki sıraya göre yürür: önce en düşük notlu ders, sonra ötekiler. Dönem sonunda karne yeniden yazılır.
Adres Çubuğundaki Kilit Eksikse ya da Yarım Kurulduysa Ziyaretçi Neyle Karşılaşır?
Ekranın üstündeki adres çubuğunda duran küçük kilit ya da tarayıcıya göre değişen benzeri simge, adresinizin “https” ile başladığını, yani ziyaretçinin telefonu ile sitenizin durduğu bilgisayar arasındaki bağlantının şifrelendiğini gösterir. Yazılan ad, numara ya da ileti yolda başkasınca okunamaz. Bu şifrelemeyi sağlayan belgeye güvenlik sertifikası denir. Sertifika yoksa yaygın tarayıcılar adresin yanına “Güvenli değil” yazar ya da üstü çizili bir kilit gösterir.
Bu iki kelime küçük görünür, etkisi büyüktür. Ziyaretçi işin tekniğini bilmez; yazıyı işletmenize dair bir yargı gibi okur ve adını, telefonunu bırakmaktan çekinir. Bazı tarayıcılar ya da ayarlar daha da ileri gider: kilitsiz siteyi açmadan önce ekranın tamamını örten bir uyarı çıkarır ve devam etmek isteyip istemediğini sorar. Bu ekranla karşılaşan kişinin siteye girmekten vazgeçmesi olağandır.
Yarım kurulumun ilk biçimi, sertifika alındığı hâlde sitenin kilitsiz adresinin de açık bırakılmasıdır. Aynı sayfa iki ayrı adresten açılır: biri kilitli, öteki kilitsiz. Eski bir rehber kaydından, bir forum yazısından ya da yıllar önce paylaşılmış bir bağlantıdan gelen ziyaretçi kilitsiz olana düşer ve uyarıyı görür. Arama motoru çoğu zaman kilitli olanı seçer; işaretler karışıksa yanlış kopyayı öne alabilir.
İkinci biçim karışık içeriktir: sayfa kilitli adresten açılır, ama içindeki bir fotoğraf, bir yazı tipi ya da formun gönderildiği adres hâlâ kilitsiz yoldan istenir. Site taşınırken eski adreslerin yazıların içinde kalması buna yol açar. Tarayıcı böyle bir parçayı ya güvenli yoldan yeniden ister ya da hiç yüklemez; fotoğrafın yeri boş kalabilir, form gönderilirken ekrana bir uyarı çıkabilir.
Onarım dört adımdır. Önce sertifikanın kendisi sınanır: süresi geçmemiş mi, sitenin “www” ekli ve eksiz iki adını da kapsıyor mu? Eksiği varsa yenilenir. Kilitsiz adreslerin hepsi kilitli karşılığına kalıcı bir yönlendirmeyle bağlanır. Sayfaların içinde kalmış eski adresler tek tek düzeltilir. Son adımda site haritası, yani arama motoruna “sayfalarım bunlardır” diyen dosya, baştan üretilir; içinde kilitsiz tek bir adres bırakılmaz.
Google, güvenli bağlantıyı sıralamada küçük bir etken olarak saydığını yıllar önce duyurmuştu; yine de asıl kayıp sıralamada değil, ziyaretçinin güvenindedir. Teknik SEO notları arasında yükseltilmesi görece kolay olan budur, çünkü adımları bellidir. İş bittiğinde adresinizi akla gelen her biçimde yazıp deneriz: “www” ekiyle ve eksiz, kilitli ve kilitsiz. Hangisi yazılırsa yazılsın ziyaretçi aynı kilitli adrese varmalıdır.
Katalog PDF’leri Arama Sonuçlarında Bir Sayfanın Yerini Tutar mı?
Porselen ya da seramik üreten bir fabrikanın, çini işleyen bir atölyenin sitesini şöyle düşünün: ürünlerin tek tek anlatıldığı bir bölüm yoktur, yerinde “Kataloğu indir” yazan tek bir düğme durur. Arkasında basılı kataloğun PDF’i, yani kâğıda basılmak üzere hazırlanmış sayfaların ekranda açılan dosyası vardır. Bütün ürünler, ölçüler ve kodlar o dosyanın içindedir; sitenin sayfalarında hiçbiri yazmaz.
Arama motorları PDF dosyalarını okuyabilir ve sonuçlarda gösterebilir; böyle bir sonucun yanında çoğu zaman küçük bir “PDF” ibaresi bulunur. Dosyadaki yazı gerçek yazıysa kelimeleri sayfadaki gibi okunur. Katalog sayfaları fotoğraf olarak kaydedilmişse durum değişir: arama motoru görüntüdeki yazıyı çözmeye çalışır, ama sonuç her zaman güvenilir olmaz. Kısacası PDF aramalarda görünebilir. Asıl soru, göründüğünde ne olduğudur.
Aramadan PDF’e düşen kişi sitenize değil, bir dosyaya gelmiştir. Karşısında menü yoktur; dosyaya ayrıca eklenmediyse dokununca arayan bir telefon numarası, teklif formuna götüren bir düğme de bulunmaz. Birçok telefonda dosya önce indirilir, sonra iki parmakla büyütülerek okunur. Yatay basılmış bir katalog sayfasında aranan ürün kodunu bulmak sabır ister. Dosyayı kapatan kişinin önünde siteniz değil, yeniden arama sonuçları durur.
Bir sıkıntı da sayımdadır. Ziyaretleri kaydeden kod sitenizin sayfalarına eklenir; PDF bir sayfa olmadığı için aramadan doğrudan dosyayı açan kişi çoğu zaman sayaca hiç düşmez. Kataloğunuza kaç kişinin baktığını, hangi ürünü aradığını bilemezsiniz. Ayrıca yıllar içinde yüklenen eski kataloglar sunucuda, yani sitenizin durduğu bilgisayarda kalmayı sürdürür; kalkmış ürünlerin ve eski ölçülerin yazdığı bir dosya aramalarda yenisinin önüne geçebilir.
Çare PDF’i kaldırmak değil, ona doğru işi vermektir. Her ürün grubu için bir sayfa açılır: sofra takımları, duvar karoları, çini tabaklar, hediyelik parçalar gibi. Sayfada grubun ürünleri fotoğrafı, ölçüsü ve koduyla yazı olarak yer alır; menü, telefon ve teklif düğmesi yanı başındadır. Katalog ise aynı sayfada “PDF olarak indir” bağlantısıyla, basmak ya da saklamak isteyenler için kalır.
Kataloğun kendisi de elden geçirilir. Dosyaya “katalog-son” yerine ürün grubunu söyleyen bir ad verilir, ilk sayfasına sitenizin adresi yazılır, boyutu telefonda bekletmeyecek kadar küçültülür. Yeni baskı eskisinin yerine aynı adla yüklenir; eski yılların başıboş dosyaları kaldırılır ya da yenisine yönlendirilir. Teknik SEO işleri arasında sitenizdeki PDF’lerin tam listesini de hazırlar, hangisinin sayfaya dönüşeceğine sizinle birlikte karar veririz.
Alan Adının ve Güvenlik Sertifikasının Süresini Kim İzler, Süre Dolarsa Ne Olur?
Alan adı, sitenizin internetteki adıdır ve satın alınmaz; bir ya da birkaç yıllığına kiralanır. Süresi uzatılmadığında ad elinizden çıkar. Güvenlik sertifikasının da bir bitiş günü vardır. İkisi de sessizce yaklaşan tarihlerdir ve kimi işletmede bu tarihleri bilen tek kişi, siteyi yıllar önce kuran kişidir. O kişi işi bırakmış, şehir değiştirmiş ya da hatırlatmaların gittiği e-posta adresini kapatmış olabilir.
Tipik bir düğüm şudur: alan adı, siteyi yapan kişinin kendi hesabından ve kendi adına alınmıştır. Yenileme hatırlatmaları onun e-posta kutusuna düşer. Kâğıt üzerinde adın sahibi siz değilsinizdir; aranız iyiyken bu bir sorun yaratmaz. İletişim koptuğunda ise adı yenilemek, başka bir firmaya taşımak ya da sitenin durduğu yeri değiştirmek için elinizde hiçbir yetki bulunmaz.
Alan adının süresi dolduğunda site açılmaz olur; o adla biten e-posta adresleri de susar, müşterinin yazdığı ileti size ulaşmaz. Adın sonundaki “.com” ya da “.com.tr” gibi uzantıya göre değişen bir süre boyunca yenileme hakkınız sürer, kimi zaman ek bedelle. O da geçerse ad boşa çıkar ve başkası alabilir. Arama motoru açılmayan sayfaları bir süre bekler, sonra sonuçlardan düşürebilir.
Sertifika yenilenmezse site yerinde durur, ama araya tarayıcı girer: sayfa açılmadan önce, bağlantının gizli olmadığını bildiren bir ekran belirir. Küçük bir yazıya dokunan ziyaretçi çoğu durumda yine de devam edebilir; buna cesaret eden azdır. Sitenin durduğu bilgisayarı kiralayan barındırma firmalarının birçoğunda sertifika kendiliğinden yenilenir. Yine de bir taşınmadan ya da ayar değişikliğinden sonra bu düzen bozulabilir ve kimse fark etmez.
Bunun çaresi teknik değil, bir kâğıt ve bir takvimdir. Kâğıtta alan adı, barındırma hesabı ve sertifika için şunlar yazar: hangi firmada ve kimin adına kayıtlı, hesabın e-posta adresi hangisi, bitiş günü ne zaman, kendiliğinden yenileme açık mı, hesaba bağlı kartın son kullanma tarihi ne? Şifreler yazılmaz. Bitiş günleri, haftalar öncesinden hatırlatacak biçimde takviminize işlenir; kâğıdın bir kopyası güvendiğiniz bir kişide durur.
Birlikte çalıştığımız sürece tarihleri biz de takvime işler, bitişe yakın size ayrıca haber veririz; ama hesabın sahibi her zaman siz olmalısınız. Teknik SEO için yaptığımız ilk görüşmede sorduklarımızdan biri budur: alan adı kimin üzerine? Bugün bilmiyorsanız öğrenmek zor değildir. Site adresinizi bize yazın; ücretsiz karneyi hazırlarken sertifikanızın, dışarıdan görülebiliyorsa alan adınızın da bitiş gününü ilk satıra not edelim.
Karnedeki notu siz mi veriyorsunuz, yoksa bir program mı hesaplıyor?
İkisi birlikte. Açılış süresi ve boşa çıkan adres sayısı gibi kalemleri araçlarla sayarız; bir sayfanın telefonda rahat kullanılıp kullanılmadığına ise kendi elimizle bakarız. Her notun yanına gerekçesi yazılır. Böylece notu kimin verdiğinden çok, o notun neden çıktığını ve nasıl yükseleceğini görürsünüz.
Sitemde ödeme alınmıyor, form bile yok; kilit yine de gerekli mi?
Gereklidir. Tarayıcı “Güvenli değil” yazısını sayfada form olup olmadığına bakmadan gösterir ve ziyaretçi bu yazıyı işletmenize yorar. Ayrıca kilitsiz bağlantıda sayfanın içeriği yolda başkası tarafından değiştirilebilir. Kurulum çoğu sitede uzun sürmez; ertelemenin size kazandıracağı bir şey de yoktur.
Kataloğumu her yıl yeniden bastırıyorum; sitedeki sayfaları da her yıl baştan mı yazacağım?
Hayır. Ürün grubu sayfaları bir kez kurulur; sonraki yıllarda yalnızca değişen satırlar düzeltilir: yeni eklenen ürün, kalkan model, değişen ölçü. Yeni katalog dosyası eskisinin yerine aynı adla yüklenirse indirme bağlantıları da bozulmaz. Bu düzeltmeyi isterseniz kendiniz yaparsınız, isterseniz bize bırakırsınız.
Alan adım siteyi yapan kişinin üzerine kayıtlıymış, kendi adıma nasıl alırım?
Önce kendisinden rica edilir. Siz bir alan adı firmasında kendi adınıza hesap açarsınız, o da adı bu hesaba aktarır ya da aktarma kodunu size verir. İşlem sırasında sitenin kapanması gerekmez. Kişiye ulaşılamıyorsa izlenecek yol uzantıya göre değişir; hangi belgelerin istendiğini birlikte öğreniriz.